24. eskişehir

pazar günü 6 saatliğine eskişehir‘e gittim. eskişehir bana öğrencileri, haydar ergülen’i, iyi belediyeciliği, gitar sesini, porsuk çayını ve ufacık evleri çağrıştırıyor/hatırlatıyor. şehirler ve ülkeler, insanın deneyimleri arasına katabileceği yegane soyut şey olduğuna göre ve üstelik bu ufacık gibi görünen kocaman macera beni günlerdir blog yazmaktan uzak tutmuşsa, burda yer almayı hak ettiğine karar verdim.

eskişehir’de bir sürü tuğla ve kiremit fabrikası varmış eskiden. yamaç paraşütü yaptğım yıllarda, eymir’in arkasına, imrahor vadisine giderdik ve orda eski bir kiremit/tuğla fabrikası vardı. gördüğüm tek kiremit fabrikası oydu sanırım. ankara’daki şimdi paintball arazisi olmuş.

eskişehir’de ise ıssız adam’ı izlemek istediğim için ve de gara yakın olduğu için espark diye bir alışveriş merkezini tercih etmiştim. işte bu espark, eski bir tuğla fabrikasının arazisine kurulmuş.

bir şehre gittiklerinde, şehri değil de alışveriş merkezlerini geziyor artık insanlar. samsun’dan akrabalarım geldiğinde de onları ankamall’a filan götürmemi istiyorlar. evet, sıcak, aydınlık, rahat ama, bu avmlerin hepsi her yerde aynı ki. hep aynı dükkanlar var. içine girdiğinde, hangi şehirde olduğunu bile unutuyorsun.

şahsen ben, espark’ın içini değil, dışını sevdim. etrafında çooook uzun tuğladan bacalar var. her birinin dibinde de, sanki çıkınçıkmazı evlerinin kapılarına benzer ufacık kapılar. fotoğraf makinemi almayı unuttuğum için fotoğraflarını çekemedim ama, çekilmiş güzel fotoğraflar var (wowturkey sitesinden aldım). tuğla fabrkasının bacaları hakkında fikriniz olsun, çok güzeller.

bu espark’ın bahçesinde bir de eski bir jet uçağı vardı. ama böle motordan ilerisi yok zavallının. bi kokpiti kalmış ilgi çekici. ona da güvenlikçi eleman arıza çıkardı, bakamazsınız dedi. ne saçma! kıçı kesilmiş bir uçağın kokpitinden başka neyine bakılır ki!

tramvaya bindim, çiğ börek yedim, porsuk’a baktım, film izledim. sora bitti işte. bu arada eskişehir’e arabayla gidilmiyorsa kullanılacaken iyi vasıta, tren. kesinlikle otobüs değil.

ufak bir şehirde zaman geçirmek isteyenler, ankara civarı yakınlarda dolaşacak yer arayanlar, dibinden çay geçen kafe bahçesi sevenler, çiğ böreğe bayılanlar için eskişehir pek uygun, pek şirin.

fiyatı: ankara’dan trenle 14,25 ytl.

miktar: 6 saat

This entry was posted on Salı, Kasım 18th, 2008 at 12:29 and is filed under genel. You can follow any responses to this entry through the RSS 2.0 feed. You can leave a response, or trackback from your own site.

3 kişi denemiş güzelleşmiş.

  1. turuncu

    istanbul’dan gidecekler için de en iyi yöntem tren olacaktır. 5buçuk saat otobüs yerine, 4 saatte trenle ulaşmak mümkün. üstelik çok daha rahat ve eğlenceli. yemekli vagonda harika ezogelin çorbası var, koridorda servis arabasıyla dolanıp çay-kahve-bisküvi-kaju fıstığı satan adam bile var.

  2. seda

    turuncu–> ben de trenle gittim ama, içmedim o çorbadan. bir dahakine, yemekli vagon bekle beni!

  3. kiraz

    aa evet ne doğru bir tespit;
    insanlar gerçekten avm gezmek istiyorlar bana da garip gelen bir durum.
    Hayatımda bir kere ankara’ya gitmiştim, sadece arkadaşımın evi ve iki avm’yi gördüm malesef.Çok yakın olmadığım ,için de talep edemedim.
    Oysa başta anıtkabir görülecek bir sürü yer vardı eminim…
    Neyse bir kere de oraları gezmeye geliriz ;)

Siz de yorum yapın: