20. vücut losyonu (sephora la it body lotion)

bir arkadaşım amerika’dan döndü geçen gün. evi barkı türkiye’de ama, 1 aylığına iş için gitmiş, 2 ay kalıp dönmüştü. new jersey’e gitmiş. bildiğim kadarıyla new jersey, new york’un aşağılarında bir yerler. new york kadar kalabalık değil, ama taşra da değil. yaşamak için güzel bir yer diye düşünürdüm.

oysa benim new jersey hayallerimin tersine şeyler anlattı. hiç kimseyi tanımadığı bir şehirde, hatta bir ülkede 2 ay geçirmek çok zorlamış onu. bir gece yoğun çalışmaktan tansiyonu yükselmiş, otel odasında tek başına korkunç bir yalnızlık çekmiş. ya bu odada yalnız başıma ölürsem ne olur, diye düşünmüş. 2 ay boyunca japonların, çinlilerin, hispaniklerin ve bir sürü işkolik amerikalının olduğu şirkette, hep tek başınaymış.

boş vakitlerinde bol bol alışveriş merkezi dolaşmış. “o kadar çok dolaşmama rağmen içimden hiç bir şey almak gelmedi”, diyor. sanki bir film gibi geldi bu. yürüyen, vitrinlere bakan, yalnız, mutsuz bir insan ve siyah/beyaz görüntüler. uzayan caddeler, soğuk rüzgarla uçuşan pardesü, boşluğa bakan gözler. following filmini izlemiş miydiniz? tam ordaki garip duygu gibi işte…

bunların üstüne “amerikalara gidicem, alışveriş merkezine giricem de, hiçbişey almadan döner miyim ben yahu”, diye kendi kendime düşünürken, geçen hafta sonlarından birinde, panora’ya gittiğimi hatırladım. yalnız ve mutsuzken uzun uzun dolaşmıştım. isteksizdim, ne alacağımı bilmiyordum. bir de üstüne zaten biraz “blue” olunca hiçbir şey üstümde iyi durmuyor, hiçbir şeyi beğenemiyordum.

en alt katta, kocaman çok kocaman ve enteresan, sephora isminde bir parfümeriye girdim. standlar alfabetik düzenlemiş. s için sisley, c için clarins, e için estee lauder diye diye gidiyor mesela. çok çok fazla marka var. internetten alışveriş yaparak ulaştığımız nars’ı filan da gördüm standlarda.  her standın önünde dura dura, ortada duran testerları deneye deneye, onu sür, onu temizle, onu kokla, ona dokun yapa yapa uzunca vakit geçirdim. etraftaki elemanların gözü üstümde biliyorum ama, bir tanesi de yanıma gelip ne bakıyorsunuz demedi, rahatladım.

sephora’nın kendi markasında ürünleri de var. kendime o gün, sephora la it body lotion green tea lemon , yani limon-yeşil çaylı vücut losyonu aldım. nasıl seçtin derseniz, hani yeşil çayla limon yağlı ciltlere iyidir, diye. yoksa, elimde başka hiçbir done yoktu. oldukça akışkan ve kolay sürülen, kolay emilen bir yapısı var. kokusu biraz fazla baskın gibi. üstüne hemencik parfüm sürmeye çekiniyorum. yine de her banyodan sonra mutlaka sürüyorum.

garip ama sürer sürmez sanki uçucu birşeymiş gibi aklımdan çıkan, aslında oldukça etkin bir kokusu olmasına rağmen, bana sadece o yalnız başıma dolaştığım mutsuz günü hatırlatan bir nesne haline dönüştü. ama siz benim bu hiç de objektif olmayan, hafif hüzünlü yorumlarıma lütfen aldanmayın.

sephora, kozmetik içinde kaybolmayı seven, yeni keşifler yapmaktan memnun olabilecek, seçimlerinde özgür olmayı seçen (hani “harika saç renginize en uygun allığı” önereceğini iddia eden satış görevlilerine yüz vermeden), çok seçeneği bir arada görmekten hoşlanan her yaştan kadın için uygun bir dükkan.

yalnız hüzünlü olmadığınız bir zamanda gidip keyfini çıkarın, derim. ben bir kez daha gidip öyle yapacağım :)

fiyatı: 14,00 ytl

miktar: 150 ml.

This entry was posted on Perşembe, Kasım 6th, 2008 at 16:36 and is filed under vücut bakımı. You can follow any responses to this entry through the RSS 2.0 feed. You can leave a response, or trackback from your own site.

3 kişi denemiş güzelleşmiş.

  1. ilkay

    Seda’cım ilk Sephora istinye parkta açılmıştı.Evet elemanların diğer mağazalardaki gibi yapışkan olmaması iyi ama, ürünler o kadar çok kurcalanmıştı ki ben hiç zevk alamamıştım Türkiye’deki Sephoralardan :(
    Dip not bir de Ankara’da var sanıyorum Sephora.

  2. seda

    hımm yani elemanlar müdahale etmeyince müşteriler her şeyi elliyor mu diyorsun sen şimdi? :)

    evet ben de ankara panora avm’dekine gittim ya işte… hani ben ankaralıyım ya.. :)

  3. ilkay

    Seda’cım yorumu yazdım gittim yattım ama tringgg jeton düştü iyi de Seda zaten ankaradaki sephoradan bahsediyor diye.
    Aynı anda bi kaç iş yapmanın sakıncaları :(
    ya da aklim bugunki doktor randevumdaydı…

    Kesinlikle, çok kurcalıyorlar ;)

Siz de yorum yapın: